Yıldız Saray'ı
İstanbul Boğazı’na ve Marmara’ya hâkim yüksek bir arazi üzerine inşa edilen
Yıldız Sarayı, Osmanlı Devleti’nin İstanbul’da yaptırdığı son büyük saraydır.
Genel vaziyet planı bağlamında “Doğuda Saray (Devlet Yönetimi ve Harem) –
Batıda Cuma Camii (Yıldız Hamidiye Camii)” kurgusuyla Türk-İslâm saray mimarisi
geleneğini sürdürmektedir.500.000 m2 alana sahip olan Yıldız
Sarayı, 3 büyük kısımdan meydana gelmektedir. Birincisi devlet yönetimini
ilgilendiren yapıların bulunduğu asıl saraydır, ikincisi Sultan’ın kendisine ve
haremine ait olan hususi bölümdür, üçüncü bölümü ise dış bahçe ve çevre yapılar
oluşturmaktadır. Dış bahçe denilen yer, bugünkü Yıldız Parkı’dır. Saltanat
döneminde saraya mahsus olan bu büyük park, günümüzde halka açıktır. Devrinde
birçok köşklerin ve yapıların bulunduğu bu kısımdan günümüze sadece Çadır,
Malta ve Şale köşkleri ulaşmıştır.
Yıldız Sarayı alanındaki ilk köşk, Sultan III. Selim (1789-1807) zamanında
yapılmıştır. Sonraki padişahlar, yöredeki koru ve bahçelere ilgi göstermişlerse
de Yıldız Sarayı’nın adı Sultan II. Abdülhamid (1876-1909) ile özdeşleşmiştir.
Padişah, bölgeye “Yıldız Sarây-ı Hümâyûnu” ismini vererek burayı aslî
ikametgâhı belirlemiş ve 33 yıl ülkeyi bu saraydan yönetmiştir.Beşiktaş ile
Ortaköy arasındaki çok geniş bir araziye yayılmış bulunan Yıldız Sarayı;
bahçeleri, havuzları, ağaçları, seraları ve köşkleri ile İstanbul’un diğer
saraylarından farklı işlevlere sahip bir köşkler topluluğudur.Tiyatro, müze,
kütüphâne, eczahâne, hayvanat bahçesi, hayvan hastahânesi, marangozhâne,
demirhâne gibi atölyelerin yanı sıra Yıldız’da çini fabrikası gibi endüstriyel
yapılar da kurduran Sultan II. Abdülhamid, I. Ordu’nun ünlü II. Tümeni’ni
(Orhaniye ve Ertuğrul kışlaları) de sarayın yakınına yerleştirmiştir. Bu
dönemde sarayın doğrudan veya dolaylı hizmetlerine bakanlarla birlikte
12.000’e varan bir nüfusa sahip olduğu düşünülmektedir. Yıldız Sarayı,
Osmanlı Devleti’nin son yönetim merkezi ve padişahın son ikametgâhı olarak
tarihe geçmiştir.
Yıldız Sarayı