Sultan Abdülaziz tarafından 1860’lı yıllarda yaptırılmış olan Maslak Kasırları, 1868 yılında Padişah tarafından yeğeni Şehzade Abdülhamid Efendi’ye tahsis edilmiştir. Adını, o dönemde şehre su temin etmek üzere bölgede bulunan ve “Maslak” denilen su dağıtım haznelerinden alan kasırlar, 34. Osmanlı padişahı Sultan II. Abdülhamid’e ve ailesine hem şehzadelik hem saltanat yıllarında ev sahipliği yapmıştır.
1876 yılında tahta davet edileceği bu yerde, at yetiştiriciliği ve hayvan besiciliği yapan, zirai çalışmalar yürüten Şehzade Abdülhamid Efendi, kasırda geçen yıllar boyunca çevre arazileri de satın alarak burayı geniş bir çiftlik hâline getirmiş, kendisinin padişahlığı döneminde bu çiftlik, Maslak Çiftlikât-ı Hümâyûnu olarak anılmıştır. Maslak Çiftliği’nde geçirdiği zaman içinde ailesi ve çocuklarıyla mütevazı bir hayat süren şehzadenin burada halkla iç içe yaşadığı, çocuklarına müzik dersleri verdiği, şiirler yazıp besteler yaptığı ve çoğu zaman kendisine ait marangoz atölyesinde çalıştığı, anılardan günümüze ulaşan bilgiler arasındadır.
Cumhuriyet döneminde, 1937-1982 yılları arasında askerî prevantoryum olarak kullanılmış olan kasırlar, 1984 yılında geçirdiği restorasyonun ardından Millî Saraylar Başkanlığı bünyesinde halka açık bir müze-ev olarak hizmet vermektedir.
Mimari tasarımında Türk evi plan tipi uygulanan kasrın yapıları günümüzde yaklaşık 170 bin metrekarelik bir alan içinde yer almaktadır. Harem işlevinde olan Kasr-ı Hümâyûn, kabul mekânı olan Mâbeyn-i Hümâyûn, atlı talimlerin izlendiği Seyir Köşkü, Havuz, Ağalar Dairesi, Hamam, Limonluk, Limonluk Külhanı, Kuşçu ve Bahçıvan Odası, Su Deposu, Bekçi Odası, Telgraf Odası, Tavla denilen at ahırı ve Matbah denilen mutfaktan oluşan bu yapılar topluluğu, sayısız bitki çeşidiyle donanmış büyük bahçesi ve içinde ender tropik bitkilerin yetiştiği serasıyla ziyaretçilerini karşılamaktadır.
Maslak Kasırları